IRCDForum.COM - IRC ve mIRC dünyasının forumu!   Reklam Alanı


  IRCDForum.COM - IRC ve mIRC dünyasının forumu! IF - Genel ve Eğlence Kategorisi Genel Aile, Evlilik ve Çocuklar


Yeni Konu   Cevap Yaz

 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Ocak 2015, 20:29   #41
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24 Ocak 2015
Bulunduğu yer: Yalnızlık.
Mesajlar: 589
WEB Sitesi: www.forumtutkusu.com
IRC Sunucusu: www.forumtutkusu.com
İlgi Alanı:
Alınan Beğeni: 109
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında herşey

YENİDOĞANDA REFLEXLER
Refleksler her canlıda bulunan koruyucu mekanizmalardır. Gözünüze birşey kaçtığında gözlerin kırpılması, eliniz ateşe değdiğinde elinizi hızla çekmeniz sizi dış dünyadan korumaya yönelik reflekslerdir.İnsanlar yeni doğduklarında sonradan ortadan kalkacak olan birçok reflekse sahiptirler. Bu doğaldır, zira yeni doğmuş ve kendini diliyle ifade edemeyen ve tüm sistemleri henüz gelişme aşamasında olan bir canlının erişkin birine göre daha çok koruyucu reflekse ihtiyacı vardır.

İşte bebeklerin bu nedenle doğduklarında çok sayıda refleksleri vardır. Bebeğiniz büyüdükçe ve kendi kendine başetmeyi öğrendikçe bu erken dönem refleksleri de zayıflayarak ortadan kalkar. Yerine çok daha karmaşık motor beceriler (motorhareket)gelişir ve böylece bebeğiniz kendini dış dünyadaki zararlı olması muhtemel etkenlerden daha iyi koruyabilir hale gelir.Yenidoğan muayenesinde bu refleksler doktor tarafından değerlendirilerek bebeğin nörolojik durumu hakkında bilgi edinilir.

Uykuda ya da uyanık durumda bebeğiniz esner, sıçrar, hıçkırır, gerinir ve bunları çoğu zaman "nedensiz" yapar. Bu davranışların çoğu refleks tepkilerdir.Bebeğinizin solunum yoluna, örnek olarak emme esnasında süt kaçtığında bebeğiniz refleks olarak öksürür ve bu yolla solunum sistemini yabancı maddelerden korur.

Yeni doğmuş bir bebek parlak bir ışık tutulmasına ya da burnuna dokunulmasına hapşırarak cevap verir.Göz kapaklarına dokunulduğunda gözlerini kırpar.Topuğuna kan almak amacıyla iğne batırılması gibi ağrılı bir uyarana bu uyarandan kaçarak cevap verir.Karnı üstünde yatarken nefessiz kalmamak için başını kaldırarak bir yana çevirir.Bebeğinizin burnunun ya da ağzının üzerine bir nesne koyduğunuzda elleriyle ya da başını hızlıca sallayarak o nesneyi uzaklaştırmaya çalışır.
Moro ya da "sıçrama" refleksi:Bebeğinizin olağandışı ve aniden gelişen durumlarda verdiği bir tepkidir. Örnek olarak bebeğiniz yatmaktayken yattığı yatağa elle sertçe vurulduğunda bebek "sıçrar". Birden kollar, bacaklar ve vücut gergin bir duruma getirilir ve kısa süre sonra eski haline döner.
Yakalama refleksi: Parmağınızı bebeğinizin avuçiçine koyduğunuzda ortaya çıkar. Bebeğiniz bu uyarana parmağınızı avuçiçinde sıkarak cevap verir.
Yürüme refleksi: Bebeğiniz ayaktabanlarında bir basınç hissettiğinde ortaya çıkar. Bebeğinizi üstten desteklerseniz ve düz bir zemine ayaklarını değdirirseniz bebeğiniz sanki yürüyormuş gibi ayaklarını hareket ettirmeye başlayacaktır.
Bebeğinizin emme ve yutma refleksleri de oldukça gelişmiştir:Bu refleksler beslenme açısından çok önemlidir. Bebeğiniz kendisine uygun bir şekilde verilen memeyi oldukça iştahlı bir şekilde emer ve gelen sütü de çok güzel bir şekilde yutarak midesine indirir. Sakinliğe ihtiyacı olduğunda ise bebeğiniz kendi parmağını ya da sizin parmağınızı emerek bu refleksi uygulamayı sürdürür. Bebeğinizin alt ve üst dudak birleşim yerine parmaklarınızla dokunun. Bebeğiniz ağzını açıp parmağınızın bulunduğu yöne doğru dönecek ve aramaya başlayacaktır. Dudaklarına dokunun ve bebeğinizin ağzını açtığını göreceksiniz.
Bu yukarıda sayılan refleksler bebeğinizin dünyaya geldikten sonra yaşamını idame ettirmesi ve uygun bir şekilde büyüyüp gelişmesi için gerekli olan reflekslerden en önemlileridir.





[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
 Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Ocak 2015, 20:30   #42
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24 Ocak 2015
Bulunduğu yer: Yalnızlık.
Mesajlar: 589
WEB Sitesi: www.forumtutkusu.com
IRC Sunucusu: www.forumtutkusu.com
İlgi Alanı:
Alınan Beğeni: 109
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında herşey

YENİDOĞANDA SARILIK
Yenidoğanda cilt ve gözaklarının (sklera) sarı bir renk almasıdır. Kan bilirubin düzeylerinin yükselmesi ile oluşur. Yaşlanmış ve bozulmuş kırmızı kan hücreleri tarafından üretilen sarı pigmente bilirubin denir. Biluribin normalde karaciğer tarafından barsak sistemine verilerek atılır. Ancak karaciğer bilirubini yeterli oranda barsağa veremezse kanda birikir ve sarılık oluşur.

YENİDOĞAN SARILIĞININ SEBEPLERİ
1. Fizyolojik (normal) sarılık:
Fizyolojik sarılık vaktinde doğan bebeklerin yaklaşık % 50 sinde, erken doğan bebeklerde ise daha yüksek oranlarda görülür. İlk 24 saatten sonra, genellikle doğumdan sonraki 2.veya 3. günde ortaya çıkar. Karaciğerin henüz olgunlaşmaması ve yeterince bilirubin atamamasına bağlı olarak sarılık oluşur. Genellikle ilk bir-iki hafta içinde kendiliğinden kaybolur ve bilirubin düzeyleri zararsızdır.
2.Yetersiz anne sütü alımına bağlı sarılık:
Yetersiz anne sütü alımına bağlı olarak yenidoğanların yaklaşık % 5-10 unda gelişir. Belirtileri fizyolojik sarılığınkine benzer ancak biraz daha şiddetlidir.
3.Anne sütüne bağlı sarılık:
Anne sütü alan bebeklerin yaklaşık % 1-2 sinde görülür. Bazı annelerin sütlerinde ürettikleri özel bir inhibitör madde sebep olmaktadır. Bu madde ( enzim ) bebeğin barsaklarından normalden çok daha fazla bilirubini geri emmesine sebep olur. Bu tip sarılık doğumdan sonraki 4-7. günde başlar ; 3.-10.haftaya kadar sürebilir. Genellikle zararsızdır.
4.Kan grubu uyuşmazlığı: ( Rh veya ABO uyuşmazlığı)
Rh negatif (-) bir kadının bebeği Rh pozitifse (+) gebelik esnasında bebeğe ait eritrositlerin plasentayı aşarak anne kanında bağışıklık cevabına yol açması ile oluşur. Bu bağışıklık cevabı ancak Rh pozitif bir bebeğin doğumundan veya yapılan düşükten sonra ortaya çıkar. Bağışıklık cevabının şiddeti bundan sonra yapılacak her doğumla birlikte giderek artar.
ABO uyuşmazlığında ise hemen her zaman anenin kan grubu O, bebeğin kan grubu ise A veya B dir. ( Anti A duyarlılığı daha sık, Anti B duyarlılığı daha ağır seyirlidir.)
Kan grubu uyuşmazlığında annenin kanında oluşan antikorlar bebeğin kanını yabancı madde olarak algılar ve eritrositlerini parçalar. Eritrositlerin parçalanması ile bol miktarda bilirubin oluşur ve bu da sarılığa sebep olur. Sarılık fizyolojik sarılıktan farklı olarak ilk 24 saatte başlar. Çok ağır tablolara sebep olabilir. Ancak ilk yapılan doğum veya düşükten sonraki 72 saat içinde RhoGam enjeksiyonunun yapılması daha sonra doğurulacak bebeklerin yaşamını tehlikeye atacak antikorların oluşmasını engelleyebilmektedir.
TEDAVİ
1.Fizyolojik sarılıkta tedavi:
Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız her 2-3 saatte bir beslemeyi deneyin.
2.Yetersiz anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:
Asıl tedavi anne sütü miktarını arttırmak olmalıdır. Bebek daha sık emzirilmelidir.( Her saat gibi ) Böylece mide barsak sisteminin hareketliliği arttırılır ve bilirubinin gaita yolu ile vücuttan daha çabuk atılması sağlanır. Uyuyan bebeğin de 4 saatlik aralarla uyandırılıp beslenmesi faydalı olacaktır. Sık sık kilo alımı kontrol edilmelidir. Anne sütünün yetmediği durumlarda bir miktar formül mama verilebilir ancak şekerli suyun faydası yoktur.
3.Anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:
2-3 gün için anne sütünü keserek formül mama ile beslemek yararlı olabilir. Ancak bu süre içerisinde anne sütünün azalmasını engellemek için annenin göğsü sağılmalıdır. Hiçbirzaman için sarılığı engellemek için anne sütü tam olarak kesilmez. 2-3 gün sonra tekrar anne sütüne başlanır. Şekerli suyun formül mamadan daha fazla bilirubin uzaklaştırıcı etkisi olduğu kanıtlanmamıştır.
4.Ağır sarılıklarda tedavi: ( Kan uyuşmazlıklarında tedavi)
Kandaki bilirubin seviyesinin 20 mg/dl nin üzerine çıkması sağırlık beyin felci ( cerebral palsy) veya beyin harabiyetine neden olabilir. Bu kadar yüksek seviyeler genellikle kan grubu uyuşmazlıklarında görülür.
Bu komplikasyonlar fototerapi uygulanarak önlenebilir. Mavi ışık deride biriken bilirubini parçalar ve bilirubin düzeylerini düşürür.
Bazı nadir durumlarda ise kan değişimine gitmek gerekebilir. Bebeğin kanı taze kan ile değiştirilir. Ancak fizyolojik sarılıklar bu kadar ağır duruma dönüşmezler.





[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
 Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Ocak 2015, 20:30   #43
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24 Ocak 2015
Bulunduğu yer: Yalnızlık.
Mesajlar: 589
WEB Sitesi: www.forumtutkusu.com
IRC Sunucusu: www.forumtutkusu.com
İlgi Alanı:
Alınan Beğeni: 109
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında herşey

Tuvalet EğitimiÇoğu anne babanın da yakınen bildiği gibi, tuvalet eğitimi çocuk gelişiminin önemli aşamalarından biridir, en azından, alt bezi değiştirmenin sona ermesidir.
Peki ama, tuvalet eğitiminin ne kadar süreceği konusunda bilgimiz var mı? Kimi çocuklar için sadece bir kaç gün. Bazıları için ise bir kaç ay! Amacımız sizi tuvalet eğitiminin aşamaları konusunda aydınlatarak işinizi bir ölçüde kolaylaştırmak.
A. Çocuğunuz hazır mı?
Genellikle anne-babalar iki buçuk yaşına geldi mi, bu iş için bebeklerinin hazır olduğunu düşünürler.
Oysa işin aslı bazen böyle olmayabilir. Çocuğunuzun tuvalet ve banyodaki tavırlarını gözleyin, başkalarını taklit ediyor mu? Sakın onu zamanından önce, o bu işe hazır olmadan zorlamayın
B. Doğru ve uygun malzemeyi satın alın
Çocuğunuzun boyuna uygun lazımlık yada klozete uygulanabilir oturma yeri alın. En önemli özellik, çocuğun otururken ayaklarının yere değmesidir. Bu durumda barsak hareketleri başlayınca, yerden destek alabilecektir. Bu konuda resimli bir kitap çok işinize yarayabilir.
C. Bir rutin oluşturun
Çocuğunuzu, günde bir kez giyinik olarak lazımlığa oturtun. Bu, kahvaltıdan sonra, banyodan önce yada barsak hareketlerinin başladığı herhangi bir zaman olabilir. Burda amacımız, bebeğin, lazımlığa alışması, onu günlük rutinin bir parçası olarak görmeye başlamasıdır. Oturmak istemezse, bırakın. Sakın onu zorla lazımlığa oturtmaya çalışmayın. Hele korkmuşsa, sakın sakın zorlamayın! Bu durumda, lazımlığı bir kaç haftalığına bir kenara koyun, ardından tekrar deneyin. Oturursa iyi, ama ona neden oraya oturması gerektiğini anlatmaya çalışmayın! Unutmayın, sadece onu lazımlığa alıştırıyorsunuz ve bu iş için en uygun yer neresiyse oraya gidin; oyun odası en uygun yer olabilir!
D. Bezi çıkarın
Onu lazımlığa bezini çıkartarak oturtun. Yine başlangıçta alıştırmak amacıyla! Bu aşamada bir takım açıklamalar yararlı olabilir; anne-babanın, varsa-diğer kardeşlerin ve herkesin bu işi yaptığını ona anlatın. Soyunup tuvalete girmenin erişkince bir davranış olduğunu anlatmaya çalışın ona. Bu davranış işe yarar ve etki gösterirse iyi. Olumsuzluk durumunda unutmayın, zorlama yok. Hazır olana ve kendi kendine tuvalete oturmaya ilgi gösterene kadar bekleyin!
E. Süreci açıklayın
Çocuğa barsak hareketlerinin nereye gideceğini anlatın. Bezine kaka yaptığı zaman, onu lazımlığa oturtun, bezi onun gözü önünde lazımlık içine boşaltın. Bu durum, onun oturma ve kaka üretme arasındaki ilişkiyi anlamasına yardım edecektir. Lazımlığı tuvalete döktükten sonra sifonu ona çektirin –korkuyorsa yapmayın- kakanın nereye gittiğini görsün. Kakadan sonra giyinmeyi ve ellerini yıkamayı öğretin.
F. Bağımsızca hareket etmeye teşvik edin
Sıkıştığı zaman lazımlığı kullanması konusunda ona cesaret verin. Ne zaman isterse sizden yardım göreceği konusunda da emin olmasını sağlayın. Ara ara bezini çıkararak kilotla dolaşmasına izin verin. Bu sırada lazımlık gözönünde olsun, ona ne zaman isterse oturabileceğini söyleyin ve bunu sık sık hatırlatın.
G. Alt bezinden kilota geçin
Eğitim bu aşamaya gelince, kalın bir kumaştan yapılmış yada tek kullanımlık kilotlar giydirin. Bezden olanlar genellikle çocuğun çişini farketmesi nedeniyle daha çok işe yarar. Tek kullanımlık olanları dışarı çıkarken kullanın. Önce bir kaç saatle başlayın. Geceleri alt bezine devam edin. Yavaş yavaş büyük çocuk kilotuna geçme vakti geliyor.
H. Geri dönüşlere hoşgörüyle yaklaşın
Her çocuk tuvalet eğitimi sürecinde ara ara altına kaçıracaktır. Ona kızmayın, cezalandırmayın. Kaslarını kullanmayı öğrenirken bu durum olağandır ve biraz zaman alabilir. Bir kaza durumunda altını temizlerken, bir dahaki sefere lazımlığı kullanmasını ona hatırlatın.
I. Gece eğitimine başlayın
Gündüz sorunu tamamen çözülse bile, gece kontrolü aylar, bazen yıllar sonraya kalabilir. Hemen alt bezini atmaya kalkmayın. Bez bağlamanıza itiraz ediyorsa, çarşafın altına naylon bir örtü sermeniz temizliği kolaylaştıracaktır. Bu yaşta vücudu tuvalete gitmak için uyanmak için gereken olgunluğa henüz ulaşmamıştır.
Bu aşamada, akşamları sıvı alımını azaltmanız, kuru gecelerin sayısını artıracaktır. Gece çişi gelir ve uyanırsa, size seslenebileceğini ona hatırlatın. Lazımlığını yatağının hemen yanına koymanız da yararlı olabilir.
J. İşte bu kadar
İnanın tüm bunlar çocuğunuz hazır olunca gerçekleşecektir. Hazır olana kadar beklemeniz, hem onun, hem de sizin işinizi kolaylaştıracaktır. Bir sonraki bebeğe kadar artık rahatsınız





[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
 Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Ocak 2015, 20:30   #44
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24 Ocak 2015
Bulunduğu yer: Yalnızlık.
Mesajlar: 589
WEB Sitesi: www.forumtutkusu.com
IRC Sunucusu: www.forumtutkusu.com
İlgi Alanı:
Alınan Beğeni: 109
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında herşey

BEBEKLERDE, ÇOCUKLARDA İSHALLERİ VE DEHAYDRASYON YANİ VUCUDUN AŞIRI SU KAYBETMESİNDEN KURUMAYI VE ÖLÜMLERİ NASIL ÖNLEYEBİLİRİZ?

21.asırda ekmek ,şeker gibi tüm dünyada pet sişelerde satılan hazır ORS içecekler dünyada tüm geri kalmış ülkelerde, köylerde dahi satıldığında,her evde bulundurulduğunda,her anne bebeğine daha ilk ishalli dışkılamada bu sıvıyı hemen ve sürekli verebildiginde + bebeğini sağlıklı ve doğru ve yeterli beslemeyi bildiğinde,ona bu oğretildiğinde; dünyanın hiçbir yerinde bebekler bizdeki kadar olmuyor; bebek ölümleri önleniyor!
Bebek ve çocuklar sıcakları ve de soğugu yetişkinlerden çok daha fazla hissederler. Çünkü vücutları bizlerinki kadar kolay adapte olamaz.Bebekler ve çocuklar ayrıca tüm ihtiyaçlarının karşılanması için bizlere ,yani yetişkinlere güvenmek zorundadırlar.İçeceklerini,üstlerinin ve bezlerinin değistirilmesi hep bizim sorumluluğumuzdur.

Sıcak yaz aylarında işte size bebeğinizi,çocukları koruyacak bazı ipuçları;

· Yazın sıcaklarda herkesin, bebeğinizin de çok daha fazla sıvıya,suya ihtiyacı vardır.

· Bebeginize çok daha sık ve fazla anne sütü verin , tabii kendiniz de sağlıklı ve dengeli beslenmeye çalışarak ve en az 10-12 bardak su içerek!

· Anne sütü emen bebeğe ise cok daha fazla kaynatılmış ve soğutulmuş kaşıkla su verin; anne sütü emmeyene ise biberonla verin .

· Eğer 24 saat içinde bebeğinizin 6-8 oldukça ıslak bezini alıyorsaniz, değiştiriyorsanız bebeğinizin vucüdundaki su durumu iyi demektir.

· 2 yas üstündekilere ve öteki çocuklara da daha fazla ve bol su verin.

· Ilık su ile sık sık banyo yaptırın,yıkayın. Gün boyunca;pudra kullanmayın. Çünkü ciltteki gözenekleri tıkar ve kaşıntılara,kızarıklıklara sebep olabilir.

· Bebeğin yattığı beşiğe, yatağa, arabanın altına , emdirirken sizinle arasına , bebegin altına büyükçe BiR EL HAVLUSU YA DA BÜYÜKÇE BİR HAVLU koyunuz ki terini emsin ve serince olsun,cildi nefes alabilsin.

· Serince, gölge bir yerde başından ayrılmamak ve sürekli gözlemlemek ,yani yanından ayrılmamak kaydıyla su ile oynamasına müsaade edin-hortumla serinlemek, parklarda özellikle sıcak yerlerde çocuklar için yapılmış alttan 40-50 delikten tazyikle azalan, artan şiddette fışkırtan su fiskiyeleri , su doldurulan leğen, kova, plastik 10-15 cm yükseklikteki oyun havuzları gibi

· Bebek ve çocukları 10.00 sabah ile 15.00 arasında dışarı,güneşe çıkartmayın.

· Çocukları ve bebekleri hafif,ince,bol ve mümkün olduğunca bütün vücutlarını örtecek şekilde giydirin ve mutlaka oldukca geniş kenarlı şapkalar giydirin. ASLA ASLA KUNDAK YAPMAYIN .KALÇA ÇIKIĞI VE ÖLÜMLERE BİLE SEBEP OLABİLİRSİNİZ.

· İLK 12 AY BEBEĞİNİZİN CİLDİNİ HER TÜRLÜ GÜNEŞ IŞIĞINDAN, DİREKT GÜNEŞTEN MUTLAKA UZAK TUTUN. BEBEĞİNİZİN GÖLGEDE VE GÜNEŞTEN KORUNMUŞ OLDUGUNDAN MUTLAKA EMİN OLUN.HergÜn açık havada arabasıyla 1 saat gezdirin.

· Plastik ve naylon vs. giysileri asla giydirmeyin-% 100 pamuklu tercih edin.Koton,pamuklu bezlerin kullanılması bebeklerin poposundaki pişikleri önler,azaltır.

· Hazır,kullanılıp atılan bebek bezlerini acil durumlarda ve seyahatlerde kullanın sadece.Plastik kısmı bebek cildinin nefes almasını engeller.

· Bebeğinize evde sadece bezini bağlayın ve incecik bir tek atlet giydirin.Bu yeterlidir.

· Camlari indirilmis dahi olsa,bebek ve çocukları (ve hayvanlarınızı) park etmiş arabada camları indirilmiş dahi olsa asla yalnız bırakmayın.
· Çocuğun yüzünü serinletmek için sık sık ıslak bezle silin





[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
 Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Ocak 2015, 20:30   #45
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24 Ocak 2015
Bulunduğu yer: Yalnızlık.
Mesajlar: 589
WEB Sitesi: www.forumtutkusu.com
IRC Sunucusu: www.forumtutkusu.com
İlgi Alanı:
Alınan Beğeni: 109
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında herşey

MZİK HAKKINDA BAZI GERÇEKLER

Bebekler doğumun hemen ardından emziğe alışırlar ve ayrılmaları uzun sürer. Genellikle 2 yaşına gelene kadar da emzik alışkanlığını sürdürürler. Ancak bu konuda dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var.

Emzik bebeğin doğal emme içgüdüsünü tatmin ediyor, ayrıca ona güven hissi veriyor. Artık günümüzde uzmanlar bunları söylüyorlar. Emzikten kaçınmak yerine, bu konuda doğru bilgi sahibi olmak ve bebeğe uygun bir şekilde vermek gerekiyor. Çünkü emziğe alıştırılmayan bebek, bir süre sonra parmak emmeye başlayabiliyor. Ancak çocuğunuzu emzikten vazgeçirmek daha kolay oluyor. Parmak emmeye alışınca, çocuğun bundan vazgeçmesi çok uzun yıllar alıyor ve damakta ve dişlerde sorunlar ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla bebeğinize emziğe alıştırın ancak önce yazımızı okuyun.

Emziği neden bu kadar seviyor?
Emzik bebeklerin doğal emme içgüdülerini tatmin ettiğinden onlar için vazgeçilmezdir. Emme hareketi bebek için başlı başına bir memnuniyet kaynağıdır. Çünkü doğumu izleyen haftalarda bebeğin en güçlü refleksi emmektir. Emzik sayesinde üzerindeki gerilimi atar, sakinleşir ve uykuya daha kolay dalar.

Alışkanlığı nasıl engelleyebiliriz?
Anne ve babanın en çok dikkat etmesi gereken nokta; bebekleri gergin, sinirli ve huysuzken emziği onu susturmak için tek çare olarak görmemektir. Ağlayan bebeği susturmak için önce tatlılıkla yaklaşarak sakinleştirmeye çalışmak gerekir.

Emziğin tabanı olmalı mı?
Emzik tabanı bebeğin emziği yutmasını engelleyen bölümüne verilen isim. Bu plastik kısım burun deliklerini kapatmayacak şekilde yapılıyor ve hava geçmesini sağlamak için delikleri bulunuyor. Sert ve yumuşak malzemeden yapılmış olanlarını piyasada bulmak mümkün. Ancak geceleri yumuşak malzemeden yapılanları tercih etmemelisiniz.

Silikon emzik mi, kauçuk mu?
Emzikler kauçuk ve silikon olmak üzere iki maddeden yapılıyorlar. Doğal bir madde olan kauçuk çok elastik ve dayanıklı. Özellikle diş çıkartan bebeklerde kauçuk emzik kullanmak uygun olur. Ancak kauçuk emziklerin formu, suyu içlerine emdikleri için çabuk bozulur. Silikon da silisyumdan üretilir. Silikon emziklerin formu kolay bozulmaz, ancak diş darbelerine karşı dayanıklı değillerdir. Bu yüzden silikon emzikler henüz diş çıkarmamış bebekler için daha uygundur.

Damaklı mı damaksız mı?
Damaksız emzikler anne memesini andırdığı için bebekler tarafından tercih edilir. Ancak bu tür emzikler özellikle bir yaşından sonra damağa baskı yaparak damak yapısını ve üst ön dişlerin sıralanışını bozabilirler. Bu tür emziklerin bir yaşından sonra kullanılması önerilmiyor. Damaklı emzik ise daha elips ve yukarı doğru kıvrıktır. Bu anatomik şeklinden dolayı 2-3 yaş arasında bile rahatlıkla kullanılabilir. Damağa tamamen adapte olduğundan, herhangi bir deformasyona neden olmaz.

Gece de kullanılabilir mi?
Doğrusu bebekleri geceleri emziksiz uyutmak daha zor olur. Bebek emziksiz uykuya dalamıyorsa, damaklı emzik tercih etmelisiniz. Bebek uykuya daldıktan sonra ise onu uyandırmadan emziği ağzından almalısınız.

Şekere batırılabilir mi? Emziği bebeğe vermeden önce şekere veya bala batırmak hatalı bir alışkanlıktır. Bu hareket bebeğin diş minelerini zedeler ve diş çürüklerine neden olur. Ayrıca buna alışan bebek, ağzında sürekli tatlı bir tat almak isteyebilir. Bebeklerin kalıcı olmayan süt dişlerinin de bakımı çok önemlidir. Eğer bunlara iyi bakılmazsa hemen altlarında bulunan kalıcı dişler de zarar görebilir.

Nasıl temizlenmeli?
Emziğin temizliği üretildiği malzemeye göre değişir. Kauçuk olanlar özel bir dezenfektan madde yardımı ile soğuk sterilize edilmelidirler. Silikon olanlar ise sıcak yöntemle de steril hale getirilebilirler. Emziklerin devamlı temiz durmasını istiyorsanız, emniyetli bir çengelli iğne ile çocuğun kıyafetine tutturun ve böylece sürekli yere düşmesini engelleyin.
Emzik hangi yaşta bırakılmalı?
Genelde emziğin 2 yaş civarında bırakılması gerekir. Eğer bu gerçekleştirilemiyorsa biraz daha ertelemek mümkündür. Ancak bu esnada emzik kullanma zamanının sürekli azaltılması gerekir. Bu dönemlerde eline kemirmesi için taze sebze verebilirsiniz. Ancak onu asla bir şeyler yerken yalnız bırakmayın. Her ne koşulda olursa olsun, 4 yaşına kadar emzik alışkanlığının ortadan kaldırılması gerekir. Uzun süre emzik kullanımı kulak iltihabına ve diş yapısının bozulmasına neden olabilir.





[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
 Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Ocak 2015, 20:30   #46
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24 Ocak 2015
Bulunduğu yer: Yalnızlık.
Mesajlar: 589
WEB Sitesi: www.forumtutkusu.com
IRC Sunucusu: www.forumtutkusu.com
İlgi Alanı:
Alınan Beğeni: 109
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında herşey

Çocuğun Yabancı Cisim yutması
Hazırlayan: Dr. Bülend Özbilgin
Yabancı cisimle oynayan bir çocukta aniden gelişen solunum (nefes) sorununun, nefes borusuna kaçan yabancı bir cisim nedeniyle olabileceği düşünülmelidir.
Neler yutuyorlar?
Ayçiçeği, kabak, karpuz çekirdeği,
Nohut, fasülye ve mısır tanesi,
Fındık ve fıstık,
Plastik maddeler,
Metal iğne, türban iğnesi,
Kalem ucu, ağaç parçası,
Boncuk,
Kemik ve çeşitli maddeler,
Oyuncak parçaları.
Belirtiler
Boğulma ve solunum durması
Öksürük ve tıkanma
Hızlı nefes alma
Nefes almada zorlanma
İç çekme
Morarma
Akciğer sorunları Dikkat
Koşullar ne olursa olsun, çocukların yemesi ve oynaması için, boğulmalarına neden olabilecek yabancı cisimlerin çevrede bulundurulmaması en etkin önlemdir.
Bunun İçin:
Çocuğun metal, plastik parçalarla oynaması önlenmeli,

Çocukların çevrelerinde katı sebze ve meyveler bulundurulmamalı,

Karpuz, kavun ve zeytin çekirdeği gibi küçük ve sert maddeler çocuklardan uzak tutulmalı,

Çocuklara, çekirdekli gıdalar, çekirdekleri çıkarıldıktan sonra yedirilmeli,

Çocuğun ağzında yiyecek varken konuşması önlenmeli, bu durumda iken ağlatılmamalı, güldürülmemeli,

Anneler çocuklarının altını değiştirirken, türban iğnelerine ve kundaklamada kullanılan iğnelere dikkat etmelidir.





[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
 Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Ocak 2015, 20:30   #47
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24 Ocak 2015
Bulunduğu yer: Yalnızlık.
Mesajlar: 589
WEB Sitesi: www.forumtutkusu.com
IRC Sunucusu: www.forumtutkusu.com
İlgi Alanı:
Alınan Beğeni: 109
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında herşey

Bebeğinizin Beyin Gelişimi
Son yıllarda teknolojideki ilerleme ile birlikte insan beyni ile ilgili şaşırtıcı gerçekler ortaya çıkmaya başladı. PET scan (positron-emision tomografi) adlı teknoloji ile bilim adamları beyinin faaliyetlerini görmeye ve ölçmeye başladılar.
Eskiden beyin gelişiminin genetik faktörlere bağlı olduğu, dışarıdan yapılacak müdahalelerin beyin gelişiminde fazla rol oynayamayacağı düşünülürdü. Ancak son zamanlarda bilim adamları arasındaki yaygın kanıya göre çevre faktörü beyin gelişiminde olumlu veya olumsuz yönde çok önemli bir rol oynamaktadır.
5 aylık fetus 5 duyunun duymak ve dokunmak olmak üzere ikisine sahip olur. Küçücük kafasında her dakika 50.000 yeni hücre oluşmaktadır. Beyin öyle hızlı gelişmektedir ki 6. ayda hızla büyüyen beyin kabuğu kafatasına sığmak için kıvrımlar oluşturmaya başlar. 7. ayda fetus beyni tüm yaşamı boyunca sahip olacağı 100 milyar beyin hücresinin hemen tamamını oluşturmuştur.
Her bebek düşünme, görme, duygu gibi beyin fonksiyonlarından sorumlu yaklaşık 100 milyar sinir hücresi ile doğar. Hayatın ilerleyen dönemlerinde ise bu doğuştan gelen 100 milyar sinir hücresinin üzerine yenileri üretilmemektedir.
Sinir hücreleri sinaps adı verilen küçücük boşluklarla birbirlerine bağlanırlar ve beynin çeşitli fonksiyonlarını yerine getiren kümeler oluştururlar.Doğumdan sonraki ilk sekiz ay boyunca sinir hücreleri arasında bağ oluşumu şaşırtıcı derecede hızlıdır. Sekiz ayın sonunda yaklaşık 1000 tirilyon sinaps oluşmuştur. Bu sinapsların günlük yaşamdaki ihtiyaclara ve uyaranlara bağlı olarak bir kısmı korunur, kullanılmayanlar ise zamanla kaybolur ve çocuk 10 yaşlarına geldiğinde sinaps sayısı erişkinlerdeki seviyesine ( 500 tirilyon) iner.
Yaşamın ilk aylarında oluşan bu bağlantılar bebeğe dışarıdan gelen uyaranlarla güçlendirilmekte ve kalıcı hale getirilmektedir. Bu uyaranları verenler de çoğunlukla bebeğin anne baba ve yakın çevresi ile bakımında yardımcı olan kişilerdir.
Görme ve konuşma yeteneğini oluşturan beyin sistemleri çok erken dönemlerde şekillenmektedir.(ilk 8 ay) Araştırmalar bebeğin doğumundan hemen sonraki erken dönemlerden başlamak üzere gördüğü ve duyduğu tüm olayların ileriki donemlerde kendi görüş ve konuşma yetenekleri üzerinde derin bir etki bıraktığını ve şekillendirdiğini göstermektedir.
Öğrenme yeteneği 3-10 yaşları arasında en üst seviyelere ulaşır ancak ömür boyu devam eder.
10-18 ay arasında bebeğin duyguları gelişmektedir. Duygular uzun vadeli bellek ile yakından ilişkilidir.
İlk 10 yıl boyunca müzik, dil eğitimi ve diğer ömür boyu sürecek yetenekler öğrenilmektedir.
Burada kısaca beyinin bölümlerinden de söz etmemiz gerekirse:

Serebral Kortex: Beyinin yüzeyindeki ince kabuktur.
Oksipital Lob:Kafanın arka tarafında yer alır ve görme işlevi ile ilgilidir.
Temporal Lob:Tabanda yer alır. Duyma, konuşma ve dil gelişimi ile ilgilidir.
Parietal Lob:Yanlarda yer alır.Duyusal uyaranlar ile ilgilidir.
Frontal Lob:Alın kısmında yer alır. Konuları değerlendirme ve problem çözme işlevi burada yapılır.
Limbik Sistem: Duygular ve uzun vadeli belleği kontrol eder.
Beyincik:Otomatik hareketleri ve dengeyi kontrol eder.
Tüm bu gelişme sürecinde bebeğin çevresi ve yaşam koşulları önemli rol oynamaktadır. Evdeki sıcak ilişkiler ve mutlu ortam beyin gelişiminde olumlu rol oynayacak, bunun tersi olarak gergin ortam ise olumsuz bir rol oynayacaktır.
Bebeğin ebeveynlerinin ve bakımından sorumlu olan kişilerin beyin gelişiminde rol oynayacakları kaçınılmazdır. Bu sebeple aşağıda dikkat edilmesi gereken birkaç önemli nokta verilmiştir.

Sıcak ve sevecen olmalısınız: Çocuklar ilişkilerinde duygusaldırlar.Bebeğinize sevgi ile yaklaştığınız takdirde sevgiyi öğrenecektir. Bebeğinize gülümseyin, onunla konuşun, ona dokunun, şarkı söyleyin. İhmal edilen bebeklerin beyinlerinin tüm bölgeleri gelişmesini tamamlayamazlar. Ayrıca özellikle ona dokunmakla beynindeki büyüme hormonu salgılanmasını arttırırsınız.Günde 3 kez onbeşer dakiklık hafif masajlar yapın. Konuşurken cildinizin birbirinize temasını sağlayın.
Bebeğinizin çıkardığı seslere, yüz ifadelerine ve hareketlerine karşı duyarlı olun. Bebekler kendilerini ifade etmek için kelimeleri kullanamazlar. Onların kendilerini ifade etme biçimi çıkardıkları sesler, yüz ifadeleri ve hareketleridir. Bunlara karşı duyarlı olup istedikleri yanıtları verdiğiniz takdirde size güvenleri artacaktır. Ağladığında rahatının kaçtığını, acıktığını anlayıp onu doyurun, güldüğünde oyun istediğini anlayıp onunla oynayın.
Bebeğinizle konuşun,hikayeler okuyun, şarkılar söyleyin. Bebeğiniz söylediklerinizin anlamını bilmese bile bu konuşma ve dil öğrenme kapasitesini arttıracaktır. Araştırmalara göre bebeğiyle sık sık konuşan annelerin bebekleri 2 yaşına geldiğinde bebekleri ile seyrek konuşan annelerin bebeklerine oranla 300 kelime daha fazla bilmektedirler. Okuma yetenekleri de gelişmektedir. Çocuğunuza resimli kitaplar okumanız ve ona resimlerde gördüklerini sormanız onun beyin gelişimine olumlu etki yapacaktır.
Belirli kalıplar ve alışkanlıklar oluşturun: Böylece çocuklar ne beklemeleri gerektiğini öğreneceklerdir. Örneğin her gün uyuma vaktinde perdeleri kapatmanız ve ninni söylemeniz onun yatağa girme vaktini öğrenmesini sağlar.Bu tür etkileşimler çocuğa ne yapması gerektiğini tahmin etmeyi öğretecektir.
Çocuğunuzun oyun oynaması, merak etmesi ve keşfetmesi için onu cesaretlendirin. Ona oyun oynarken eşlik edin ve yeni oyunlar öğretin. Biraz daha büyüdüğünde ise arkadaşları ile oynamasını, meraklarını gidermesini mümkün olduğunca engellemeyin.
Seyrettiği TV programları konusunda seçici olun: Küçük çocukların hayal ile gerçek arasındaki farkı yeni yeni öğrenmekte olduğunu unutmayın. Bazı programlar çocuğun kelime hazinesini geliştirebilir ancak bazıları da çocuğun kafasını karıştırır ve korkutur. Bu nedenle çocuğun seyrettiği programlar konusunda seçici olmalısınız. Televizyonu asla bir bebek bakıcısı gibi çocuğunuzu oyalayabilecek bir aracı olarak görmeyin.
Çocuğunuzu disiplinize edin ve bazı limitler koyun:
Çocuğunuzun ihtiyaçlarını dile getirmesine izin verin. Onu dinlerken tarafsız ve olumlu olun. Yapmasını istemediğiniz şeyleri sebepleri ile birlikte sevgi ile anlatmaya gayret gösterin. Bazı davranışlarının diğer insanları da etkileyebileceğini anlatın. Duygularını, hayal kırıklıklarını anlatmalarına yardımcı olun. Olumlu davranışlarını onaylayın. Verdiğiniz görevler de aşırıya kaçmayın.
Her bir çocuğun bir diğerinden farklı olduğunu unutmayın. Her çocuğun kendine özgü bir kişiliği vardır ve büyüme özellikleri de farklıdır. Çocuğunuzu kardeşleri veya başka çocuklarla kıyaslamayın. Kendine özgü kişiliğini yansıtmasına yardımcı olun.
Çocuğunuzu kreş veya anaokuluna vermeniz gerekiyorsa seçimde özenli olun. Bu seçim ailenin en önemli kararlarından biri olacaktır.Çünkü seçtiğiniz kuruluş çocuğunuzun erken beyin gelişiminde çok önemli rol oynayacaktır.Öncelikle çocuğunuzu vermeyi düşündüğünüz merkezi kendiniz görün, değerlendirin.
Son olarak kendinize de özen gösterin. Anne-baba çocuğun yaşamının en önemli parçalarıdır. Bebeğinize tüm ihtiyaçlarını ancak sizler sağlayabilirsiniz. Bu sebeple kendi sağlığınız, mutluluğunuz çok önemlidir. İyi beslenin, gerekli tıbbi kontrollerinizi zamanında yaptırın, egzersiz yapın, dinlenmenize özen gösterin, kendinize de zaman ayırın. Ancak böyle iyi ana-baba olabilirsiniz.





[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
 Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Ocak 2015, 20:30   #48
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24 Ocak 2015
Bulunduğu yer: Yalnızlık.
Mesajlar: 589
WEB Sitesi: www.forumtutkusu.com
IRC Sunucusu: www.forumtutkusu.com
İlgi Alanı:
Alınan Beğeni: 109
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında herşey

Parmak Emme, Emzik Emme
ve Dişlere Etkileri
Soru: Çocuklarda parmak emme,emzik emme, ağızdan soluma, dili dişler arasına getirerek yutkunma gibi bazı kötü alışkanlıklar dişlerin yer değiştirmesine yol açar mı?

Cevap: Evet bu gibi alışkanlıklar zamanla ortodontik bozukluklara yol açacaktır.Bu nedenle anne babalar çocuğu çok iyi bir şekilde gözlemleyerek bu alışkanlıklarından vazgeçirmelidirler.Bu gibi parafonksiyonlar aşağıda bahsedilen sorunlara yol açabilir.

PARMAK EMME ve EMZİK EMME:

Emme fonksiyonu yeni doğmuş çocuklarda çok kuvvetlidir.Ancak parmak emme ve dil emme alışkanlıkları ilk 1.5 sene normal olmakla birlikte 2 yaşın sonunda kaybolur.Ancak parmak emme, emzik emme alışkanlığı devam edecek olursa henüz gelişmekte olan kas ve kemik yapıları üzerine basınç uygulayarak dişlerin yer değiştirmesine yol açar. Bu durumda üst ön dişler öne alt ön dişler ise geriye doğru eğilir ve alt ve üst ön dişler arasında açıklık meydana gelir.Alışkanlık bırakılırsa bu açıklık kapanır ancak 3.5 yaşından sonra kalıcılık artar.Parmak emme alışkanlığı gece uyurken de deva ederse daha etkili olur ve bunun sonucunda üst çenede darlık (V şeklinde bir çene kavsi) meydana gelir.

DİLİN DİŞLER ARASINA GETİRİLMESİ:

Çocukluk yutkunması: Bebeklerde henüz dişler sürmediği için, bebek yutkunurken dilini dişetlerinin arasına getirir.Ancak dişler sürdükten sonra budevam etmemelidir.Aksi taktirdebu şekilde dilin dişlerin arasına getirilerek yutkunulması sonucu alt ve üst ön dişler arasında dik yönde açıklık meydana gelir.

Tedavisi: Dilin dişlerin arasına girmesini önleyici ortodontik apareyler kullandırılır.

AĞIZDAN NEFES ALMA:

Burun tıkanıklığı gibi nedenler ağızdan solumaya yol açar.Bu tip çocuklarda postür değişiklikleri meydana gelir.

Alt çene açıktır

Dil aşağı doğrudur.

Arka dişlerin boyları uzar

Ön dişlerde açıklık artar ve

Uzun yüz sendromu meydana gelir.





[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
 Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Ocak 2015, 20:30   #49
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24 Ocak 2015
Bulunduğu yer: Yalnızlık.
Mesajlar: 589
WEB Sitesi: www.forumtutkusu.com
IRC Sunucusu: www.forumtutkusu.com
İlgi Alanı:
Alınan Beğeni: 109
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında herşey

Bebekte Kanlı Dışkılama
Alternatif isimler

Kanlı gaita defekasyonu

Tanım

Yeni doğan bebek aşağıda belirtilen sebeplere bağlı olarak kanlı dışkı çıkarabilir.

Nedenleri,Görülme sıklığı,Risk faktörleri Sindirim sistemi organlarındaki yaralar Makat yaraları (dışkı normal ama son kısımdan kan bulaşmıştır) Yeni doğana doğumdan K vitamini verilmemiş ise buna bağlı kanama hastalığı 7 günden küçük bebeklerde doğum sırasında yutulan kan

Ayırıcı tanı : Doğum sırasında veya emme sırasında memedeki çatlaklardan anne kanının emilmesi Yemek borusu yaralanmaları Barsaklarda meydana gelen enfeksiyonlar sonucu meydana gelen kanamalar İnek sütü alerjisi Makat yaralanmaları Yaygın damar içi pıhtılaşma bozukluğu (dissemine intravasküler koagülopati) Barsak dönüş bozuklukları (malrotasyon) Barsak düğümlenmesi (volvolus) Barsak gelişim bozuklukları Bilinmeyen nedenler

Belirtiler Dolaşım sorunlarına bağlı vücudun uç kısımlarında solukluk Barsak seslerinde ve hareketlerinde düzensizlikler Enfeksiyon varlığında karında hassasiyet ve deri üzerinde kızarıklıklar Makatta yara ve çatlaklar

Tanı/Teşhis Yöntemleri (Apt Testi) : Kanamanın anneye mi ait olduğunu karar vermede kullanılır. Dışkı Kültürü : Enfenksiyon tespiti için kullanılır. Pıhtılaşma Testleri : Kanama bozukluklarını ve damar içi pıhtılaşma bozukluğu tespiti için. X-Ray : Enfeksiyon ve cerrahi sebep ayrımı için kullanılır Ayakta Direkt Karın Grafisi : Barsak tıkanmalarını göstermek için çekilir.

Tedavi

Nedenine yönelik olarak gereken tedavi yapılır.





[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
 Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Ocak 2015, 20:31   #50
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24 Ocak 2015
Bulunduğu yer: Yalnızlık.
Mesajlar: 589
WEB Sitesi: www.forumtutkusu.com
IRC Sunucusu: www.forumtutkusu.com
İlgi Alanı:
Alınan Beğeni: 109
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında herşey

SÜNNET
Hazırlayan: OP.DR.CENGİZ GİDENER
Müslümanlarda Peygamber'in yapılmasını istediği için sünnet olarak adlandırılan, çeşitli toplumlarda yaygın olarak uygulanan cerrahi bir girişimdir. Erkek çocuklarında penis glansını örten derinin belirli bir şekil ve ölçüde kesilmesi olarak uygulanır. Sünnet'in faydaları halen tartışmalı olmakla birlikte kesin olarak tespit edilmiş olanlar
Sünnetli erkek çocuklarında idrar yolu iltihaplanması daha az gözlenir.
Penis kanseri sadece sünnet olmayan erkeklerde gözlenir.
Bulaşıcı hastalıklar sünnet olmayan erkeklerde daha sıktır.
Kadınlarda rahim kanseri riskini azaltır.
Ülkemizde sünnet dini ve sosyal bir istek olup tüm erkek çocuklarında yaygın olarak uygulanmaktadır. Aile için sünnet töreni yapılması zevkli ve gururlu bir olay, manevi bir mutluluk olarak kabul edilmektedir. Çocuk açısından ise sünnet, arkadaşları arasında statü kazanmak açısından önemli bir olaydır.
Sünnet Ne zaman Yapılmalıdır?
Sünnet genellikle ergenlik çağı öncesi yapılmaktadır. Son zamanlarda yeni doğan (ilk 2 haftalık ) bebeklerde cerrahi işlemin kolaylığı, bebekte yara iyleşmesinin çabuk olması, sünnet sonrası bakımın kolaylığı ve psikolojik travma oluşturmaması nedeniyle en ideal yaş olarak kabul edilmektedir. Her yaşta sünnet yapılabilmekle beraber 2- 4 yaş arası çocuklarda kimlik gelişimi, ben merkeziyetçi ve uyumsuz olmaları nedeniyle zorunlu olmadıkça sünnet yapılmamalı ya da yapılacaksa anestezi altında uygulanmalıdır.
Sünnet'te Prensipler
Her çocuk yapılacak işlem hakkında bilgilendirilmeli ve bu işlemi kabul edip etmeme hakkına sahip olmalıdır. Sünnette önemli olan, çocuğa yapılacak cerrahi işlemin mümkün olduğunca psikolojik travma oluşturmadan, hijyenik şartlara uygun ve problemsiz yapılmasıdır. Günümüzde sünnet'in anatomik, fizyolojik, psikolojik açılardan bilgisi olmayan kişiler tarafından, uygun olmayan yerlerde ve koşullarda yapılmasının kabul edilebilir hiç bir gerekçesi olamaz. Sünnet ne kadar basit görülsede önemli bir cerrahi girişimdir. Bu nedenle sünnet yapılan yer ve aletlerde sterilizasyon, asepsi,antisepsi gibi tanımladığımız mikrop içermeyen ortam sağlanması zorunludur.
Sünnet Sonrası Neler Olabilir
İşin uzmanı olmayan kişilerce yapılan sünnetlerde oluşabilecek sorunları şu şekilde özetleyebiliriz.
KANAMA= Normal veya kan hastalığı olan çocuklarda uygun olmayan tekniklerle yapılan sünnetlerde ya da sünnet sonrası travmayı takiben gözlenir. Normal çocuklarda ikinci bir cerrahi işlem yeterli iken, kan hastalığı olan çocuklarda bazen çok geç kalınabilinir.
ŞEKİL BOZUKLUĞU= Uygun olmayan teknik ya da işin uzmanı olmayan kişilerin yaptığı sünnetlerde gözlenir. Şekil bozukluğu kabul edilebilir sınırlarda ya da aile ve çocuğu rahatsız etmeyecek düzeylerde ise adolesan çağına kadar beklenir. Adolesan çağı sonrası şekil bozukluğu azalmamış yada kaybolmamışsa tekrar sünnet gerekir.
KALICI SAKATLIK= Aşırı doku kaybı yada koter ile aşırı yanık olmuş ise gözlenir. Çeşitli estetik ameliyatlarla kısmen düzeltilme yapılabilsede fonksiyon kayıpları düzelmez.
KÖTÜ NEDBE DOKUSU= Yara uçları dikilmeyip kendi kendine iyleşmeye bırakılmış çocuklarda gözlenir.
ENFEKSİYON, BULAŞICI SARILIK= Özellikle toplu sünnetlerde, asepsi, antisepsi kurallarını bilmeyen kişilerin yaptığı sünnetlerden sonra gözlenir.
PEYGAMBER SÜNNETİ= İdrar deliğinin daha aşağıda olduğu çocukların sünnet yapılması ile bu çocukların ameliyat şansını kaybetmesi ya da çok daha ciddi bir kaç ameliyat olması gerekebilir.
TAM PENİS KAYBI
Yukarıda görüldüğü gibi bu liste daha da uzayabilmektedir. Sünnet bir ameliyattır ve ameliyat gibi yapılmalıdır. Asla hafife alınmamalıdır, çünkü ürkütücü ve çocuğunuzun hayat boyu taşıyabileceği sorunlar oluşturabilmektedir. Sünnet evde, sokakta, düğün salonunda itiş kakış halinde yapılamaz. Önce çocuk, cerrahi girişim öncesi psikolojik olarak hazırlanmalıdır. Çocuk ile iletişim kurulduktan sonra sünnet derisi özenle çıkarılıp, damarları bağlanıp, yara kendi kendine emilen dikişlerle kapatılmalıdır. Bu şekilde yara iyileşmesi sorunsuz ve daha hızlı olmaktadır. Toplumumuz son yıllarda özellikle medya ve iletişim araçlarının artması ile sünnetin ciddiyetini giderek kavramıştır. Bununla beraber bazı ailelerin, sünnet düğününü en güzel yerde ama esas önemli olması gereken cerrahi işlemi ehliyetsiz kişilerce uygun olmayan şartlarda yaptırılmasının kabul edilebilir bir gerekçesi olamaz.





[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
 Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı

Yeni Konu   Cevap Yaz

Etiketler
bakımı, bebek, hakkında, herşey


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık





Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Chat - Sohbet